Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2018 Cuma

Değerler toplumu bir arada tutan çimentodur

Değerler toplumu bir arada tutan çimentodur

Üsküdar Üniversitesinin toplumu, doğayı, evreni düşünen, yaşamı ile örnek olan ve ilham veren kişilere ve kurumlara verdiği Yüksek İnsani Değerler Ödülleri, üçüncü kez sahiplerine verildi. Bu yılki ödüller; Prof. Dr. Özcan Köknel, Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, Prof. Dr. Colin Turner, Ampute Milli Takımı, Nuri Pakdil ve ilk kez bir sanatçıya, Hülya Koçyiğit’e verildi. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dünyada ciddi bir değerler aşınması yaşandığını, bu nedenle şiddet ve mutsuzluğun arttığını ifade ederek “İnsani değerler toplumun yeniden inşaasında çok önemli. Bu değerleri hayata geçirmemiz gerekiyor” dedi. Prof. Dr. Tarhan, değerlerin toplumu bir arada tutan çimento olduğunun da altını çizdi.



Üsküdar Üniversitesi tarafından toplumsal değerlerin gelişmesi amacıyla topluma örnek olacak ve insanlığı iyiliğe teşvik edecek davranış, olay ve kişilerin ödüllendirilmesi hedefiyle verilen Yüksek İnsani Değerler Ödüllerinin üçüncüsü bu yıl da sahiplerini buldu.

Üsküdar Üniversitesi Senatosu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, bu yıl Prof. Dr. Özcan Köknel, Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, Prof. Dr. Colin Turner, Ampute Milli Takımı, Nuri Pakdil ve Hülya Koçyiğit’e 3. Yüksek İnsani Değerler Ödülü verilmesine karar verildi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Dünyada ciddi bir değerler aşaması yaşanıyor”

Üsküdar Üniversitesi Altunizade Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen ödül töreninin açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, artık geleneksel hale gelen bu ödüller ile toplumsal değerleri ön plana çıkarmayı, bu değerlerin geliştirilmesine katkıda bulunan örnek davranışları ve bu davranışları gösteren kişilerin ödüllendirilmesini amaçladıklarını söyledi. Prof. Dr. Tarhan, “İnsani değerleri biz şunun için önemsedik. Dünyanın genel gidişine baktığımzda ciddi bir değerler aşınması yaşanıyor ve bunun sonucunda insanlığın refah seviyesi yükseldiği halde mutluluk seviyesi yükselmiyor, toplumsal barış gelişmiyor. Boşanmalar artıyor, şiddet olayları artıyor. Kapital sistem en çok gücü ve parayı yüceltiyor. Bunun değer olduğu bir toplumda zayıflar ezilir, gelir dağılımı adaletsiz olur. Acımasızlık artar, böyle bir ortamda değerler güçlünün istediği gibi tanımlanmış olur. Güçsüz, zayıf, dezavantajlı insanlar mağdur duruma düşer, böyle durumlarda insani değerleri yaşatmak ve bunları ön plana çıkarmak gerekiyor. Bunu bedel ödemeden yapmamız önemli. 2. Dünya Savaşı’nda 50 milyona yakın insan öldü. Bunun en büyük sebebi ırkçılığın değer olarak kabul edilmesiydi” diye konuştu.

İnsani değerlerin toplumun yeniden inşaasında çok önemli olduğunu ifade eden Tarhan, “Bu değerleri hayata geçirmemiz gerekiyor. İnsani değerlere yapılan yatırım da hemen meyvesini vermez. Güzel bir Çin atasözü var; ‘Bir yıllık varlık istiyorsanız buğday ekin, 10 yıllık varlık istiyorsanız ağaç dikin, 100 yıllık varlık istiyorsanız insan yetiştirin’ diyor. Değerler de böyle 30, 60, 90 yıllık sosyolojik fazlarda ortaya çıkıyor. Biz üniversite olarak değerleri toplumda yaşatmak için bu değerleri kavram olarak önemle vurgulamak gerekiyor” dedi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Değerler toplumu bir arada tutan çimentodur

Batı’nın değerlerin yıpranmasının farkına vardığını ve bunların yaşatılması için çalışmalar yapıldığını belirten Prof. Dr. Tarhan, şu anda bizim toplum olarak bu değerleri canlandırmamız gerektiğini söyledi. Tarhan, “İnsanlarda dış nedene bağlı mutluluk anlayışı var oysa mutluluk iç nedene bağlı olmalı. Yaşam felsefesi olarak sıradan şeylerle mutlu olmamız gerekiyor. Kişi bunu başaramadığı zaman yıkılıyor. Kişi her şartta mutlu olabilmeli. İşte bunu kazandıran insanların değerleridir. Toplumu bina olarak düşünürsek bireyler binanın malzemeleridir. Taşı tuğlasıdır. Değerler de bunun arasındaki çimentodur. Çimentonun olmadığı bir bina ayakta duramaz. Bunun için değerleri, insanları bir arada tutan evrensel değerleri mutlaka yaşatmamız gerekiyor. Değerlerimizi yaşatabilirsek dünya daha yaşanabilir olur. Dünyanın geleceği daha iyi olur” diye konuştu.

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma: “Gelin yine okumaya dönelim”

3. Yüksek İnsan Değerler Ödülü’nün ilki, eserleri ve çalışmaları ile yetiştirdiği öğrencilerde adalet ve hakkaniyet duygularının yerleşmesindeki üstün gayreti, rol model olması, ayrıca İslam tarih ve kültürüne katkıları dolayısıyla Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma’ya verildi. Sırma’nın ödülünü Prof. Dr. Nevzat Tarhan takdim etti. Ödül için Üsküdar Üniversitesi’ne teşekkür eden Sırma, İslam dünyasının aydınlanma yaşaması için mutlaka okuması gerektiğini belirterek “Haçlılar Ortadoğu’ya gelinceye kadar Avrupa’da ilim yoktu. Haçlılar bu coğrafyada ilmi öğrendiler, onları biz çıkarınca bir olay oldu. Bizden aldıkları ilmi, medreseyi götürdüler, biz de buna paralel olarak bıraktık, terk ettik. Müslümanların derdi yok. Avrupalılar geldi o derdi öğrendi” dedi. Avrupa’daki yazarların bizim tarihimizi yazmasına karşın bizim o tarihi yazmadığımızı belirten Prof. Dr. Sırma, “Çünkü biz o aşkı bitirdik. Hepimizin cebinde akılsız telefon var, bu akılsız telefonlar okumayı önledi, okumuyor. Gelin yine okumaya dönelim başka çaremiz yok” diyerek sözlerini tamamladı.

Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil: “İnsani değerlerle bilim tamamen örtüşüyor”

3. Yüksek İnsan Değerler Ödülünün ikincisi sağlık bilimleri alanındaki bilimsel araştırmaları ve keşifleri ile bilim dünyası için rol model olması, öğrenciler açısından proje kültürü ve girişimciliğin yaygınlaşması için özgün etkileri sebebiyle Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’e sunuldu. Amerika’daki programı nedeniyle törene katılamayan Hotamışlıgil’in ödülü, Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı Genel Müdürü Begüm Mutuş’a takdim edildi. Prof. Dr. Hotamışlıgil, gönderdiği video mesajında Üsküdar Üniversitesine, Prof. Dr. Tarhan ve Senato üyelerine teşekkür ederek “Bilimin icraatı için insani değerlerin ne kadar vazgeçilmez olduğu ne kadar özümsenmesi içseleşmesi gerek aslında insani değerlerle bilim tamamen örtüşüyor. Bilimin bana da 30 yıl içerisinde verdiğim çabaların öğrettiğini hissetmek mutluluk veriyor. Bilimin kendisi gibi insan olmak yolu da çok uzun ve meşakkatli. Umarım ben de bu meşakkatli yolda önemli bir mesafe kat ederim. Beni bu ödülle tarifsiz bir şekilde onurlandırdınız. Bu kararı verirken bana göstermiş olduğunuz cömertlikte nehir gibi olmuşsunuz, bana verdiğiniz şefkatinizde güneş gibi olmuşsunuz, benim kusurlarımı görmede gece gibi olmuşsunuz. Sağolun var olun. Benim de bu ödülü toprak gibi kabul etmem lazım” dedi.


Ampute Milli Futbol Takımı’na ödül
Törende bir diğer ödül, Ampute Milli Futbol Takımı’na sunuldu. Engelli olmanın, üretkenliğe engel olmadığını göstermesi, cesaret, gayret, ümit ve işbirliği ruhu ile dünya çapında özgün ve yaygın etki ortaya çıkararak rol model olmaları, ülkemizde hızla tanınan ve gelişerek büyüyen ampute futbol branşında ülkemizi en üst düzeyde temsil ederek, engellerin bedende kalmadığını göstermeleri dolayısıyla Ampute Futbol Milli Takımı’na 3. Yüksek İnsan Değerler Ödülü verildi. Kamp programı nedeniyle törene katılamayan Ampute Futbol Milli Takımı’nın ödülü, Federasyon Yönetim Kurulu Üyesi Av. Oğuz Cerik’e takdim edildi. Oğuz Cerik’e ödülü Rektör Danışmanı Halide İncekara tarafından sunuldu.

Prof. Dr. Özcan Köknel: “Bu ödül benim için mutluluk, gurur ve onur kaynağı”

Törende Psikiyatrist Prof. Dr. Özcan Köknel de 3. Yüksek İnsan Değerler Ödülü’ne layık görüldü. Prof. Dr. Özcan Köknel, meslek alanındaki eserleri, çalışmaları, toplum ve birey ruh sağlığında koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri, öğrenci ve yakınlarında rol model olucu özgün etkisi ve katkıları dolayısıyla ödül takdim edildi. Sağlık nedeniyle törene katılamayan Prof. Dr. Özcan Köknel, video mesajı ile kendisini ödüle layık gören Üsküdar Üniversitesi ve Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a teşekkür etti. Mart ayında 90 yaşına gireceğini belirten Köknel, Mart ayında böyle bir ödülü almanın kendisi için çok büyük bir değeri olduğunu söyledi. Köknel, “Böyle bir ödülü Üsküdar Üniversitesi tarafından almış olmam benim için ayrıca bir mutluluk, gurur ve onur kaynağı oluyor çünkü 40 yıldır tanıdığım rektörün üniversiteye yaptığı katkılar ve bu şekilde toplumdaki bazı insanları bu açıdan değerlendirip başkalarına rol modeli olarak gösterme çabası, gerçekten bugüne kadar benim bildiğim kadarıyla fazlasıyla düşünülmemiş, fazlasıyla uygulanmamış olan bir girişim. Bu girişim dolayısıyla hem kendim için hem de hakikaten bu girişimin getireceği toplumsal yararlar için içtenlikle teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

Nuri Pakdil de ödül aldı

3. Yüksek İnsan Değerler Ödülü’nün verildiği bir başka isim yazar Nuri Pakdil oldu. Pakdil, milli değerlerimizin yeniden inşasında ve iyi insan olma yolunda edebiyat çalışmaları yoluyla fütüvvet ahlakının yaygınlaşmasındaki özgün değeri ve yaygın etkisi olan çalışmaları ile insani değerleri genç kuşaklara aktarmadaki hizmeti dolayısıyla, Türk edebiyatının yanı sıra eğitim ve kültürel hayatına katkılarından ötürü ödüle layık görüldü. Sağlık durumu nedeniyle törene katılamayan Pakdil’in ödülünü Necip Evlice aldı. Ödülü Prof. Dr. Mehmet Zelka takdim etti.

Prof. Dr. Colin Turner’a da ödül

Bir diğer Yüksek İnsani Değerler Ödülü ise kitapları, bilimsel ve popüler çalışmaları ile genelde Batı’da, özelde ise İngiltere’de İslam’ın ve müslümanların doğru olarak anlaşılması için yaptığı katkılar; ayrıca müslüman ülkelerde katıldığı etkinlikler ve yaptığı çalışmalar ile kültürlerarası yakınlaşamaya vesile olması sebebiyle Prof. Dr. Colin Turner’e takdim edildi. Prof. Dr. Colin Turner’ın ödülünü Prof. Dr. İbrahim Özdemir aldı. Ödülü Prof. Dr. Mehmet Zelka takdim etti.

Hülya Koçyiğit: “Üsküdar Üniversitesi’ne insanlığı bize hatırlattığı için teşekkür ederim”

3. Yüksek İnsan Değerler Ödülü, bu yıl ilk kez bir sanatçıya verildi. Toplumu bir arada tutan aile değerlerinin yaşatılmasında örnek yaşamı, toplumun katmanlarını bir arada tutan saygı kültürünün yerleşmesine katkıları, sosyal sorumluluk alanındaki faaliyetleri ve türk sinema sanatında özgün etkisi dolayısıyla Hülya Koçyiğit’e sunuldu. Koçyiğit’in ödülünü Prof. Dr. Nevzat Tarhan takdim etti. Hülya Koçyiğit de konuşmasında “Üsküdar Üniversitesi’nin düşünerek hayata geçirdiği, gerçekten günümüzde bir kez daha hatırlamamız gereken insanlığı bize hatırlattığı için ve beni bu ödüle layık gördükleri için huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Böyle bir ödüle layık görülmek büyük bir onur. Bunun için çok müteşekkirim. Ben küçücük bir kızken annem ‘Kardeşlerine örnek olacaksın, onun için herşeyden önce iyi insan olmayı öğrenmelisin’ demişti. İyi insan olmayı öğrenmek, evet iyi insan olmak öğrenilebilen bir şey. Öncelikle ailede başlıyor. Bu ödülün anlamını dile getiren, fedakarlık, sadakat, adalet, dürüstlük, samimiyet ve niceleri tüm bu duygular öğrenilebilen duygular ama nedense günümüzde bu duygulardan yavaş yavaş uzaklaştığımızı fark ediyorum. Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada. Gerçekten adalet, merhamet, paylaşım ve niceleri yok olmakta ve erimekte. Bunları bize yeniden hatırlatan Üsküdar Üniversitesinin bu Yüksek İnsani Değerler Ödülüm için tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Bize yeniden insan ne demek bunu anlattığınız, bunu hatırlattığınız için. Daha sonraki yıllarda çok küçük yaşlarda ‘Susuz Yaz’ filmiyle birden Türkiye’nin şöhretli bir insan olduğum zaman da annem bana ‘Hülya bak şimdi bu toplumda gençlerin ve kadınların rol modelisin. Onlar sana bakacaklari seni izleyecekler ve seninle kendilerine bir yol çizecekler o nedenle kendine herşeyden önce iyi insan olmak için var gücünle çalışmalısın’ demişti. Bugün 50 küsür sene sonra böylesine anlamlı böyle bir ödüle layık görülmek beni çok çok duygulandırdı. Çok müteşekkirim, çok teşekkür ederim. Ömrümce bu değerlere layık olmaya çalıştım. Daha doğrusu bu asil millete layık olmaya çalıştım. Bugün bu ödülle bunu hak etmiş olmanın verdiği onuru gururu yaşıyorum. Sağ olun var olun” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Televizyonundan da canlı olarak yayınlanan programda Hülya Koçyiğit, dün şehit olan 8 askeri de anarak “Dün çok acı bir olay yaşadık. Çok değerli vatan evlatlarımızı kaybettik. Onlar ülkelerini korumak adına, sınırları korumak adına, yıllardır süren bu can acıtıcı terörü durdurmak adına, seve seve canlarını feda eden Mehmetçiklerimize huzurlarınızda minnet duygularımı sunmak istiyorum” diye konuştu.

Ödüller eğitim bursu ve İyilik Ormanı’nda fidana dönüşüyor

Üsküdar Üniversitesi Yüksek İnsani Değer Ödülü’nü alanlar adına Şile’deki Üsküdar Üniversitesi İyilik Ormanı’na birer fidan dikilirken; ödül alanlar adına 2018-2019 Akademik Yılı’nda bir öğrencinin bursu yine ödül alan kişiler adına verilecek.

25 Şubat 2018 Pazar

Öğretmenlere de not verilecek!

Öğretmenlere de not verilecek!

Türkiye'de yıllardır eğitim sistemi oturtulamadıdı. Şimdi de öğretmenler için bir düzenleme yapılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmene performans sistemiyle ilgili yönetmelik taslağı hazırladı. Taslağa göre veliler, öğrenciler, okul müdürleri, meslektaşları her öğretmene performans notu verecek. Ayrıca dört yılda bir ‘Öğretmenlik Mesleki Yeterlilik Sınavı yapılacak.



Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından ‘Öğretmen Performans Değerlendirme ve Aday Öğretmenlik İş ve İşlemleri Yönetmelik Taslağı’, görüş almak için YÖK aracılığıyla eğitim fakültelerine gönderildi. Taslağa göre öğretmene iki aşamalı not süreci getirilmesi öngörülüyor. Bunlar taslakta ‘Performans Değerlendirme’ ve ‘Öğretmenlik Mesleği Yeterlilik Sınavı’ olarak sıralanıyor.

MÜDÜRE YENİ GÖREV

Öğretmenin performans notunun ilkokuldan liseye tüm kademelerde okul müdürleri, veliler, öğrenciler, zümre öğretmenleri ve aynı okuldaki diğer meslektaşlarının ve kendisinin değerlendirmesine göre verilmesi düşünülüyor. Okul müdürlerinin öğretmene puan verebilmesi için her eğitim öğretim yılının her döneminde birer kez olmak üzere, yılda toplam iki kez öğretmenin dersine katılması öngörülüyor. Performans puanı yılda bir kez MEBBİS üzerinden yapılacak.

Sınav bakanlık tarafından her yıl düzenlenmesi planlanıyor. Bu sınava her öğretmenin dört yılda bir katılması beklenecek.

A, B, C, D DÜZEYİ OLACAK

Eğitimcilere verilecek performans notunda Öğretmenlik Mesleği Yeterlilikleri Sınavı yüzde 30 oranında etkili olacak.

Değerlendirmeler sonucunda öğretmenlere 100’lük sisteme göre not verilecek ve öğretmenler A, B, C, D düzeylerine göre kategorilere ayrılacak. Puan başarı düzeyleri ise şöyle: 90-100 puan arasındakiler A düzeyi, 76-89 puan arasında olanlar B düzeyi, 60-75 puanı arasında olanlar C düzeyi, 0-59 puan arasında olanlar D düzeyi.

DÜŞÜK PUANLIYA EĞİTİM

Değerlendirme sonucunda ‘D’ düzeyindeki öğretmenlerden başlanarak, ‘C ve B’ grubundaki öğretmenler yüz yüze veya uzaktan hizmet içi eğitime alınacak ve ardından il milli eğitim müdürlükleri öğretmenleri yeniden bir sınava tabi tutacak. Bütün bunların sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı kadrosunda öğretmenlik yapanlara hizmet süreleri ve performans puanlarına göre, ek hizmet puanı veya başarı belgesi verilecek. Verilen notlar sözleşmeli öğretmenler için de sözleşmelerinin yenilenmesi için gereken yıllık performans değerlendirme puanlarının hesaplanmasında kullanılacak.

PUANLARIN ORANI NE OLACAK?

Eğitimciler ‘Öğretmenlik Mesleği Yeterlilik Sınavı’na girse de girmese de performans puanı hesaplanacak. Öğretmenler sınava girdikleri yıl performans değerlendirme puanı oluşturulurken; okul müdürü değerlendirmesinin yüzde 20’si, zümre öğretmenlerinin değerlendirmesinin aritmetik ortalamasının yüzde 15’i, aynı okulda görev yapan diğer öğretmenlerin değerlendirmesinin aritmatik ortalamasının yüzde yüzde 10’u, veli değerlendirmesinin aritmatik ortalamasının yüzde 10’u, öğrenci değerlendirmesinin aritmatik ortalamasının yüzde 10’u, öğretmenin özdeğerlendirmesinin yüzde 5’i kullanılacak.

YAZILI MI SÖZLÜ

Taslak yönetmelikte yer alan ‘Öğretmenlik Mesleği Yeterlilik Sınavı’nın sonuçları ile ilgili madde kafaları karıştırdı. Eğitimciler bu maddeye dayanarak sınavın sözlü mü, yoksa yazılı mı olacağının net olarak belirtilmediğini söylüyor. Kafa karışıklığına neden olan madde şöyle: “Sınav sonuçları, sınavın sadece yazılı yapılması durumunda, sınavın yapıldığı tarihten itibaren en geç 30 iş günü içinde Bakanlığın internet sitesinde duyurulur.”

KAYNAK: HÜRRİYET

12 Şubat 2018 Pazartesi

YENİ TREND: YURT DIŞINDA TEKNOLOJİ EĞİTİMİ

YENİ TREND: YURT DIŞINDA TEKNOLOJİ EĞİTİMİ


Teknoloji alanında kariyer planlayan öğrenciler bu alanda dünyanın en iyi okullarına gitmenin yolunu arıyor.



Birçok öğrencinin hayali ilgi duyduğu alanda dünyanın en iyi eğitim kurumunda eğitim almak ve kariyer basamaklarını emin adımlarla çıkmak. Günümüzde yurt dışında eğitimin daha kolay ve daha ulaşılabilir hale gelmesi ile birlikte gençler kariyer yapmak istedikleri alandaki en iyi okulları araştırıyor. Son zamanlarda özellikle de gelişen teknoloji ile birlikte bu alanda kariyerine devam etmek isteyen öğrenciler dünyanın en iyi okullarında eğitim görmek istiyor. Aileler de bu yolda çocuklarının en iyi eğitimi alması için elinden geleni yapıyor.

Teknoloji alanında kariyer planı yapan öğrenciler üniversite dönemini beklemeden lise dönemiyle birlikte yurt dışında eğitim için danışmanlara başvuruyor ve sosyal medyanın gücünden yararlanarak dünyanın neresinde olursa olsun alanındaki en önemli okula ulaşabiliyor.

DinamoEdu kurucusu Fatih Kuran “Dünyanın önde gelen seçkin eğitim kurumları ile öğrenciler arasında köprü kuruyoruz. Öğrenciler bize başvurduklarında onlara hangi alanda kariyer yapmak, hangi ülkede eğitim almak istediğini soruyoruz. Öğrenciler tercihlerine göre lise, üniversite eğitimi için ya da yaz tatilini değerlendirerek yaz okulunda eğitim görmek için başvuruyor. Son zamanlarda bize yurt dışında teknoloji alanında eğitim almak için gelen öğrencilerin sayısı oldukça fazla. Biz de konusunda uzman ekibimizle araştırma yaparak bu alandaki en iyi okulları araştırdık ve dünyanın teknoloji alanında en önemli yaz okullarının başında gelen ID TECH İle anlaşma sağladık. Dünyanın kendi alanında en büyüğü olan ID TECH ile iş birliğimiz sayesinde gençleri daha küçük yaşta bilgisayar teknolojileri ile tanıştırıyoruz.” dedi.

Alanında dünyanın en önemli okulu sayılan ID TECH, çocukların erken yaşta teknoloji eğitimi almaları için fırsat sunuyor. 7- 18 yaş arası öğrenciler için 3D baskı, kodlama, oyun tasarımı, java tasarımı, robotiks gibi program içerikleri ile Harvard, Stanford, Princetonve MIT gibi 100’den fazla seçkin kampüste teknoloji üzerine yaz kampları düzenliyor. Kız öğrencilere yönelik özel programlarıyla da dikkat çekiyor.

9 Şubat 2018 Cuma

Yurt Dışı Eğitimde Neden Kanada Tercih Ediliyor?

Yurt Dışı Eğitimde Neden Kanada Tercih Ediliyor?

Son zamanların trendi yurt dışı eğitiminde en çok tercih edilen ülkelerin başında Kanada geliyor.



Kariyer yapmak istediği alanda dünyanın en iyi okullarına gitmek isteyen öğrenciler ülke, okul ve program seçiminde doğru kararı verebilmek için araştırma yapıyor. Öğrenciler eğitim alacakları ülke ve şehirdeki suç oranı, refah seviyesi, sosyal imkanlar, alacağı eğitimin dünya standartlarında kabul görmesi, bütçe gibi temel araştırmaların ardından karar veriyor.

Yurt dışı eğitiminde en fazla tercih edilen ülkelerden biri Kanada. US News & World Report ve Wharton Business School tarafından hazırlanan 2018 yılı dünyanın en iyi ülkeleri raporunda yaşam kalitesi olarak birinci sırada yer alan Kanada, eğitimde ise dünyanın en iyi üçüncü ülkesi oluyor.

Kanada Toronto’da da ofisi bulunan yurtdışı eğitim danışmanlık firması DinamoEdu’nun kurucusu Fatih Kuran: “Dünyada eğitim standardı ile ilgili yapılan çeşitli araştırmaların hepsinde dünyanın en iyi eğitim veren ülkeleri arasında yer alan Kanada, öğrenciler tarafından yurtdışında eğitim için en çok tercih edilen ülkelerden biri. Özellikle yaşam seviyesi, öğrencilere mezun olduktan sonra sunduğu fırsatlar ile bugün dünyada yurtdışı eğitiminde öğrencilerin gözdesi halinde. Dünyanın en iyilerini açıklayan US News & World Report ve Wharton Business School tarafından hazırlanan 2018 raporunda da Kanada yaşam kalitesi olarak birinci sırada yer alıyor. Dünyanın en iyi eğitim kurumlarına ev sahipliği yapması dolayısı ile eğitim alanında dünyanın en iyi üç ülkesi arasında yer alan Kanada öğrencilerin tercihi olmaya devam edecektir. Biz de DinamoEdu olarak hem İstanbul’da hem de Kanada Toronto’da öğrencilere yurt dışı eğitimi için danışmanlık veriyoruz.” dedi.

17 Ocak 2018 Çarşamba

BİLİM, SATIN ALMAYA NASIL KARAR VERDİĞİMİZİ ARAŞTIRIYOR

BİLİM, SATIN ALMAYA NASIL KARAR VERDİĞİMİZİ ARAŞTIRIYOR


Bireylerin satın alma davranışlarını inceleyen nöropazarlama, ülkemizde yeni gelişen bir alan olarak dikkat çekiyor. Üsküdar Üniversitesinde iletişim, nörobilim, pazarlama ve psikoloji olmak üzere dört önemli temel üzerinde verilen Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı'nda sektör deneyimine sahip uzmanlar da ders veriyor. Kuramsal dersler nöropazarlama laboratuvarında uygulamalı eğitimle pekiştiriliyor.

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Ensitüsü'ne bağlı gerçekleştirilen Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı'na yeni kayıtlar devam ediyor.

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, dünyada son birkaç yıldan beridir konuşulmakta ve uygulanmakta olan, Türkiye'de ise çok daha kısa bir geçmişi bulunan Nöropazarlama alanında ilk ve tek yüksek lisans eğitimini veren üniversite olduklarını söyledi.

Alanında uzman isimler ders veriyor

Dördüncü yılına giren Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı'nın ilk ve tek olmanın avantajını kaliteye dönüştürerek yoluna devam ettiğini ifade eden Prof. Dr. Nazife Güngör, "İletişim, nörobilim, pazarlama ve psikoloji gibi dört temel alan üzerine yapılandırılan Nöropazarlama Yüksek Lisans Programında, kendi alanlarında dünyada ve Türkiye'de tanınmış bilim insanları ve sektör deneyimine sahip uzmanlar ders vermektedir" diye konuştu.

Nöropazarlama Laboratuvarında uygulamalı eğitim

Programda verilen kuramsal derslerin nöropazarlama laboratuvarında uygulamalı eğitimle pekiştirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Nazife Güngör, "Son cihazlarla donatılmış Nöropazarlama Laboratuvarındaki çalışmalarıyla öğrencilerimiz Nöropazarlama literatüründeki yerlerini almaya başladılar bile. Üsküdar Üniversitesi Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı bu alanda Türkiye'de ve hatta dünyada yeni bir çığır açacak potansiyele sahiptir. Türkiye'nin ilk nöropazarlama uzmanlarını yetiştirmekte olan programa ilgi giderek artıyor" dedi.

Prof. Dr. Sinan Canan: "Nöropazarlama son yılların gözde alanı"

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Canan ise nöropazarlamanın bireyin satın alma davranışları ile ilgili bazı gerçeklerin ortaya çıkartılmasını sağlaması sebebiyle özellikle son yıllarda çok gözde ve umut bağlanan bir araştırma alanı haline geldiğini belirtti.

Karar alma mekanizması araştırılıyor

Geleneksel sorgulama yöntemleri ile keşfedilmesi zor olan "karar alma mekanizması"nın nöropazarlama teknikleri ile anlaşılmasının mümkün olabildiğini belirten Prof. Dr. Canan, şunları söyledi:
"Nöropazarlama ya da bir başka ilişkili alan olarak nöroekonomi, insanın ekonomik tercihlerinin, satın alma, beğenme veya beğenmeme gibi davranışlarının bilişsel temellerini ve sinirsel mekanizmalarını açıklamayla ilgilenen bir sinirbilim dalıdır. İnsanların tüketim davranışlarını ölçümlemenin birçok yolu zaten mevcuttur. Bunların büyük bir kısmı tüketicilerden çeşitli yollarla alınan beyanlara dayanır. Ancak bugün insanların birçok kararının, sözel olarak ifade edebildikleri bilinçli zihinlerinden ziyade, bilincin ulaşamadığı dürtüsel zihin bileşenleriyle alındığını biliyoruz. Bunların nasıl çalıştığını ve nasıl karar ürettiğini ise geleneksel sorgulama yöntemleri ile keşfetmek zor. Bu nedenle nöropazarlama ve sinirbilimsel ölçüm teknikleri, son yıllarda bu alanda en fazla tercih edilen araştırma teknikleri haline geldi."

Bilgi için: İletişim Ofisi Halkla İlişkiler Ajansı - Ayşegül Erben /
aysegul.erben@iletisimofisi.com / 0212 324 80 17, 0536 572 27 88





Eğitime Farklı Bir Bakış

Eğitime Farklı Bir Bakış


İstanbul Ayvansaray Üniversitesi ve Kadıköy Rehberlik Araştırma Merkezi'nin düzenlediği ''Eğitsel Bakış Açısıyla Film Okuma'' etkinliği Erenköy Fevziye Mektepleri'nde gerçekleşti. Yrd. Doç Dr. Oktay Aydın'ın önderliğinde yürütülen etkinlikte, Kadıköy ilçesinde görev alan resmi ve özel okul müdürleri katıldı.

Proje; kişisel yöneticilik becerileri ile ilgili farkındalık düzeyini geliştirmek ve gelişen yöneticilik becerileri ve mesleki verimliliği artırmak üzere düzenlendi.

Bu kapsamda eğitim; insanın doğası ve yönetimi, güç / otorite ve yönetim, kişilik ve yönetim, ikna ve yönetim, ikna ve yönetimi olmak üzere dört ana başlık altında incelendi.

Filmin sunum süreci boyunca gerçekleştirilen proje ile ilgili katılımcılarla karşılıklı sonuç ve değerlendirme yapıldı.








16 Ocak 2018 Salı

Yeni medya donanımlı medya profesyonellerine ihtiyaç artıyor!

Yeni medya donanımlı medya profesyonellerine ihtiyaç artıyor!

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde açılan Yeni Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans Programı, ilk öğrencileriyle eğitime başladı. Programların yürütücüsü Prof. Dr. Süleyman İrvan, Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü olarak sadece lisans düzeyinde değil, yüksek lisans düzeyinde de iddialı olduklarını söyledi. İrvan, gazeteciliğin büyük ölçüde internete kaydığı günümüzde, yeni medyanın olanaklarıyla donanmış medya profesyonellerine duyulan ihtiyacın giderek arttığını söyledi.



Yüksek lisans programında iki temel hedef gözettiklerinİ belirten Prof. Dr. Süleyman İrvan, yeni medyanın gazetecilik üzerindeki etkilerini, akademik düzeyde inceleyecek akademik çalışmalara öncülük etmek istediklerini açıkladı.

Yeni medyada gazetecilik yapacak olan medya profesyonelleri için cazip bir eğitim programı hazırladıklarını söyleyen İrvan, “Gazeteciliğin büyük ölçüde internete kaydığı günümüzde, yeni medyanın olanaklarıyla donanmış medya profesyonellerine duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Programdan mezun olacak öğrenciler hem geleneksel gazetelerde ve gazetelerin internet versiyonlarında hem de doğrudan internet temelli medyada donanımlı profesyoneller olarak çalışabileceklerdir. Tezli programımız, yeni medya ve gazetecilik alanında ya da iletişim alanında akademik kariyer yapmak isteyenler için de cazip bir programdır” dedi.

Yeni medya gazeteciliği olumlu yönde dönüştürme potansiyeline sahip

Yüksek lisans programlarını yürütecek güçlü bir akademik kadroya sahip olduklarının altını çizen İrvan, alana ilgi duyan adayları beklediklerini söyledi.

Yeni medyayı, “Üretimi, programlanması ve depolanması konusunda bilgisayara veya mobil teknolojilere ihtiyaç duyan, dağıtımı ve gösterimi internet aracılığıyla gerçekleştirilen, etkileşim özelliğine sahip medya” olarak tanımlayan Prof. Dr. Süleyman İrvan, yeni medyanın gazeteciliği olumlu yönde dönüştürme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Okurların daha iyi bilgilenmesine, farklı kaynaklardan beslenmesine ve içerik üretimine katkıda bulunmasına hizmet edilebilmesi için yeni medyanın özelliklerini iyi kullanabilen gazetecilere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Türkiye’de bu isimle açılan ilk yüksek lisans programı

Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans Programı, Türkiye’de bu isimle açılan ilk yüksek lisans programı olma özelliğini taşıyor. Program hakkında daha fazla bilgi almak isteyenler, Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü web sayfasını ziyaret edebilirler.
Öğrenciler ise Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans Programı hakkında görüşlerini şu şekilde belirtti:

Gizem Ülke: “Yeni açılan bir program olmasına rağmen gerek hocaların eğitim alanında göstermiş oldukları başarılar gerekse de derslerin işleniş biçimiyle başarılı olacağına inandığım bir program. Derslerde interaktif eğitimin bütün imkanları kullanılmakta ve dersler fazlasıyla verimli, yoğun ve dolu geçmektedir. Bu bölümde iletişim çalışmaları alanında iyi şeyler başarılacağına inanıyorum.”

Özlem Önder: “Ben İstanbul Üniversitesi gazetecilik mezunuyum. Yeni medya, üzerine yoğunlaşmak ve literatüre yeni şeyler katmak istediğim bir alandı. O yüzden yeni medya alanında yüksek lisans yapmak istedim. Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik alanındaki ilk yüksek lisans programını açtığında çok heyecanlandım. Yeni mezun olup, doğrudan istediğim alanda çalışmaya başlama imkânım olacaktı. Düşündüğüm gibi de oldu. Doğru bir tercih yaptığıma inanıyorum. Aldığımız derslerin güncelliği, derslerimize giren hocalarımızın bilgi ve birikimiyle çok şey öğreniyorum. Bölümümüz teorik ve teknik açıdan eğitim verirken aynı zamanda bizlerin entelektüel birikimi açısından çok çeşitli kitaplarla da eğitimimizi destekliyor.”

Hakan Koluman: “Programın ilk öğrencilerinden biri olarak acaba aksaklıklar olabilir mi diye aklımdan geçirmiştim. Ancak her şeyin planlanmış ve sistemli olduğunu gördüğümde bu düşüncelerim dağıldı. Daha sonrasında seçmeli derslerin sayısının fazla olması ve bu derslere giren hocaların oldukça başarılı kişiler olmaları benim için oldukça sevindirici bir gelişme oldu. Şu ana kadar girdiğim tüm derslerden tam verim aldım ve hocalarımın yönlendirmesi sayesinde birikimimi arttırmaya devam ediyorum. Dönem boyunca en çok dikkat ettiğim şey ise, hocaların tamamının ders içerisinde olduğu kadar, ders dışı zamanlarda da kendilerine danışan öğrencilere vakit ayırması ve doğru yönlendirmesi oldu. Dönemi değerlendirdiğimde yaptığım tercihin son derece doğru olduğunu görüyorum.”

12 Ocak 2018 Cuma

Türkiye’nin en iyi Ar-Ge laboratuvarlarında yüksek lisans fırsatı

Türkiye’nin en iyi Ar-Ge laboratuvarlarında yüksek lisans fırsatı

Üniversitelerin yüksek lisans başvuruları başladı. İstinye Üniversitesi Yüksek Lisans ve Doktora Programları Bahar Dönemi başvuru süreci başladı. Son başvuru tarihi 12 Şubat 2018 olan programlarda adaylar, Sağlık Bilimleri Enstitüsü ve Sosyal Bilimler Enstitüsü programlarında, kariyerlerinde fark yaratacak eğitim alma fırsatı yakalayacaklar.



Türkiye’nin en iyi Ar-Ge laboratuvarlarında yüksek lisans fırsatı

Araştırma üniversitesi olma vizyonuyla yola çıkan ve gerçekleştirdiği AR-GE yatırımları, bilimsel araştırma çalışmaları ve uluslararası araştırma iş birlikleriyle adından söz ettirmeye başlayan İstinye Üniversitesi sağlık bilimleri alanında sunduğu programlarla geleceğin seçkin sağlık bilimcilerini, Türkiye’nin en gelişmiş AR-GE laboratuvarlarıyla buluşturuyor.

Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde yer alan programlar, başta “Sinirbilim”, “Kök Hücre ve Doku Mühendisliği”, “Kanser Biyolojisi ve Farmakoloji” gibi; üniversitenin vizyonuna uygun, araştırma temelli ve geleceğin bilimi kabul edilen spesifik bölümler üzerine olması dikkat çekiyor.

Odaklanarak Farklılaşıyor

Sosyal Bilimler Enstitüsü kapsamında gerçekleştirilen yüksek lisans programları ise, “Executive MBA” ve “Odaklanmış İşletme Yüksek Lisans Programları” olmak üzere iki alana ayrılarak; alternatif alanlara odaklanan bir eğitim sistem üzerine yükseliyor. “Vergi Denetimi Mevzuatı ile Uyumlu İşletme Yüksek Lisans Programı”, “Pazarlama Odaklı İşletme Yüksek Lisans Programı” ve “İnsan Kaynakları Odaklı İşletme Yüksek Lisans Programı” bu alternatif alanları oluşturuyor.

Özellikle, Vergi Denetimi Mevzuatı ile Uyumlu İşletme Yüksek Lisans Programı, ülkemiz için bir ilk olmasıyla dikkat çekiyor.

Araştırma çalışmaları ve odaklanmış eğitim

Konuyla ilgili bir açıklama yapan, İstinye Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Melih Bulu, İstinye Üniversitesi olarak, kuruldukları kısa süre içinde eğitim gündemine katkı yaptıkları ve fark yarattıkları iki alanın, “araştırma çalışmaları” ve “odaklanmış eğitim” olduğunu vurgulayarak, “Yaptığımız yatırımlar sonucu, Sağlık Bilimleri alanında, Kök Hücre ve Doku Mühendisliği (İSÜKÖK), Kanser Araştırma-Moleküler kanser (İSÜMKAM), Nörolojik Bilimler (İSÜCAN) ve Üç Boyutlu Tıbbi ve Endüstriyel Tasarım gibi; daha çok geleceğin bilimi kabul edilen alanlarda ayrı ayrı araştırma merkezleri kurduk. Bu alanlarda yüksek lisans eğitiminde bizi tercih eden öğrencilerimizi çok önemli olanaklar bekliyor. Kısacası, sadece doktor değil; sağlık bilimlerinde yeni keşifler yapabilecek, girişimci bilim insanları yetiştirmeyi hedefliyoruz.” dedi.

Türkiye’nin ilk, vergi denetimi mevzuatıyla uyumlu işletme yüksek lisans programı

Ayrıca, Sosyal Bilimler Enstitüsü kapsamındaki yüksek lisans programlarına da değinen Bulu, sözlerine şöyle devam etti: “Sosyal Bilimler Enstitümüz kapsamında, ülkemizin ilk vergi denetimi mevzuatı ile uyumlu işletme yüksek lisans programını açtık. Odaklanmış eğitim yaklaşımımızın en önemli somut örneğidir bu programımız. Ve İnsan Kaynakları Odaklı İşletme Yüksek Lisans programımızla, iş dünyamıza, yeni iş ekosistemini kavramış ve iş-özel hayat dengesini ve bunun etik açıdan önemini bilen profesyoneller kazandırmayı hedefliyoruz. Bu alanlarda, global pazarlara yönelik, özgün stratejik planlama yapma becerisi kazanmış; gerekli durumlarda örgütsel değişimi sağlayabilecek liderlik ruhuna erişmiş ve işletme yönetimine ve ekonomi olgusuna bütünsel bakabilecek profesyonelleri iş dünyasına kazandırmak temel hedefimiz.”

Sağlık Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Programları için online başvuru mail adresi ve iletişim bilgileri: sbe.basvuru@istinye.edu.tr 0850 283 62 10

Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Yüksek Lisans programları ve MBA için online başvuru mail adresi: mba@istinye.edu.tr 0850 283 65 12

11 Ocak 2018 Perşembe

Yüksek lisansta usta-çırak modeli ile yüksek lisans imkânı sunuyor!

Yüksek lisansta usta-çırak modeli ile yüksek lisans imkânı sunuyor!

Yüksek lisans eğitimin en son evresidir. Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programına yeni dönem kayıtları başladı. Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, “Akademik kadromuzda çok sayıda tecrübeli hekim hocalarımızın olması, belki de en büyük avantajlarımızdan birisi. Bu yapılanma öğrencilerimizi standart eğitimin dışında bir usta-çırak modeli içinde yetiştirmemizi, derslerimizi zengin klinik örneklere dayandırabilmemizi ve öğrencilerimizin edindikleri bilgilerin çalışma hayatındaki uygulanışını görmelerini sağlıyor” dedi.



Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında eğitim veren Üsküdar Üniversitesi, yüksek lisans programları ile alanında uzmanlaşmak isteyenlere ya da akademik kariyer yapmak isteyen lisans mezunlarına yüksek lisans yapma olanağı sunuyor. Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde bulunan Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programında yeni dönem kayıtları başladı.

Uzman akademisyenlerle çalışma imkânı

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programının zengin akademik kadrosu ve öğrencilerine sunduğu olanaklar ile fark oluşturduğunu ve yoğun ilgi gördüğünü söyledi.

Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, programla ilgili şu bilgileri verdi:
“Akademik kadromuzda çok sayıda tecrübeli hekim hocalarımızın olması, belki de en büyük avantajlarımızdan birisi. Bu yapılanma öğrencilerimizi standart eğitimin dışında bir usta-çırak modeli içinde yetiştirmemizi, derslerimizi zengin klinik örneklere dayandırabilmemizi ve öğrencilerimizin edindikleri bilgilerin çalışma hayatındaki uygulanışını görmelerini sağlıyor. Klinik staj ile her öğrencimiz teorik ve uygulamalı bilgilerini pekiştirme imkânı buluyor, çalışma hayatının gerçeklerine ve şartlarına hazırlanıyor. Ayrıca nöromodülasyon teknikleri, farmakogenetik uygulamalar, nörogörüntüleme teknikleri gibi çalışma yaşamında karşılaşacakları yeni teknolojilere aşina hale geliyorlar.”

Mezuniyet sonrası çalışma hayatına donanımlı giriş yapabilirler

Öğrencilerden gelen talepler doğrultusunda bu yıl tezsiz yüksek lisans programını da açtıklarını ifade eden Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, “Mezuniyet sonrası klinik psikolog olarak çalışma hayatına donanımlı bir giriş yapmak isteyen öğrencilerimiz için tezsiz yüksek lisans, akademik kariyere devam etmek isteyen öğrencilerimiz için tezli yüksek lisans programımızı öneriyoruz. Klinik psikoloji yüksek lisansı, öğrencilerimize sadece kliniğin kapısını açmıyor, aynı zamanda havacılık psikolojisi, adli psikoloji, perinatal psikoloji, geriatrik psikiyatri, bağımlılık danışmanlığı gibi farklı alanlara geçiş için de imkânlar yaratıyor. Mezunlarımız aldıkları kaliteli eğitim ile klinikler, üniversiteler, özel sektörde tercih ediliyorlar” dedi.

Psikoloji mezunları başvurabilecek

Psikoloji, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık lisans mezunları ile tıp doktoru olarak mezun olanlar tezsiz ve tezli yüksek lisans yapma imkânına sahip olacak.

Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programı ile duygu ve davranışlarda gözlenen sorunların teşhis edilmesini ve giderilmesi, kültürel patolojilerin ülkemiz perspektifinden değerlendirilerek anlaşılmasına katkıda bulunulması, eklektik anlamda teorilerin pratik alana yansıtılması, nörobilim imkanlarıyla psikoloji uygulama ve araştırmalarının entegre edilmesi hedefleniyor.
Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programı, klinik psikolog olabilmek için teorik ve pratik bilgi ve becerilere sahip, sosyal ve etik sorumluluk sahibi uzmanlar yetiştirilmesini amaçlıyor.

NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nde staj ve uygulama olanağı

Programa katılan öğrenciler, Üsküdar Üniversitesi’nin bilim ortağı olan NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nde pratik yapma olanağına sahip oluyor. Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’nın akademik kadrosu, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi doktor ve psikologlarından oluşuyor.
Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programında psikoterapi ilişkisi ve klinik görüşme teknikleri, meslek etiği, psikopatolojik değerlendirme, psikolojik değerlendirme, psikoterapi ve araştırma yöntemleri konularında eğitim veriliyor.

Bilimsel çalışmalara olanak sağlanıyor

Programda ayrıca öğrencilerin bilimsel araştırma yapması ve yüksek lisans tezlerini ya da projelerini yayınlanabilir formatta bir bilimsel ürün olarak sunmaları amaçlanıyor. Programda edinilecek donanımın, klinik psikoloji alanında doktora derecesi almak isteyen öğrenciler için de uygun alt yapıyı sağlaması hedefleniyor.
Üniversitelerde Yap-İşlet-Devret Modeli Ders Olarak Okutulacak

Üniversitelerde Yap-İşlet-Devret Modeli Ders Olarak Okutulacak

Üniversiteler farklı projeleri inceliyor. Türkiye’nin Kamu Özel İşbirliği (PPP) alanındaki tecrübeleri artık Bahçeşehir Üniversitesi’nde lisans düzeyinde ders olarak okutuluyor.



İstanbul PPPCoE ve Dinamo Danışmanlık işbirliği ile 2017-2018 öğretim yılında Bahçeşehir Üniversitesi‘nde lisans bölümlerine yönelik seçmeli ders olarak sunulan programda yüzde 85'i yabancı öğrencilerden oluşan katılımcılara Türkiye’nin PPP deneyimleri ve Mega Projeleri anlatıldı. Bahçeşehir Üniversitesi'nin yürüttüğü CO-OP Modeli'nin özgün bir uygulaması olan CO-OP Markalı Dersleri kapsamındaki ders öğrencilerin yoğun ilgisini gördü.

“PPP ve Mega Projeler” isimli ders, Türkiye’de PPP alanında verilen ilk lisans dersi olma özelliğine sahip. Büyük çoğunluğu başta MENA bölgesinden olmak üzere yabancı öğrencilerin oluşturduğu ve bu vesileyle Türkiye’nin PPP alanında geliştirmiş olduğu know-how’ın dünyaya tanıtıldığı dersler kapsamında, 3. Havalimanı ve Avrasya Tüneli’nden uzmanlar, projelerinin özelliklerini tasarımdan inşaat ve işletme aşamasına kadar geniş bir yelpazede öğrencilerle paylaştı. Avrasya Tüneli projesi sunumu, İstanbul Yeni Havalimanı projesi sunumları da dersler de paylaşıldı.

İstanbul PPPCoE (İstanbul Kamu Özel İşbirliği Mükemmeliyet Merkezi) Başkanı Dr. Eyüp Vural Aydın “PPP ve Mega Projeler” derslerini, Dinamo Consulting’den Fatih Kuran ise PPP’lerin finansal çerçevesini anlattı.

İstanbul PPPCoE’nin Kurucu Başkanı Dr. Eyüp Vural Aydın PPP ve Mega Projeler derslerinin akademik dünya ile iş dünyasını PPP projeleri ve finansmanı konusunda bir araya getiren az sayıdaki ve en kapsamlı programlardan biri olduğunu ifade etti.

Bahçeşehir Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. İrem Şanal Özyurt, PPP ve Mega Projeler dersinin Bahçeşehir Üniversitesi öğrencileri tarafından oldukça yoğun ilgi gördüğünü belirterek, “dönem boyunca incelenen vaka analizleri ve durum çalışmaları ile bu dersin öğrencilere PPP projelerindeki başarı, eksiklik ve fırsatların neler olduğu konusunda önemli tecrübeler kazandırma niteliğinde olduğunu” ifade etti.

PPP’lerin finansal çerçevesini anlatan Dinamo Consulting Kurucusu Fatih Kuran ise “Alanında bir ilk olan derse katılıma olan yoğun ilgi bizi mutlu etti. PPP’lerin finansal çerçevesini ve bu alanda proje finansmanı kavramının öneminden bahsettim. Bu derslere olan ilginin önümüzdeki dönemlerde artarak devam edeceğini düşünüyorum.” dedi.

10 Ocak 2018 Çarşamba

Zayıf karnenin üç nedeni var!

Zayıf karnenin üç nedeni var!

Okullar ilk yarı eğitim dönemini kapatıyor. Sömestr tatili yaklaşıyor, ara karnelerin alınmasına sayılı günler kaldı. Karnenin çocuğun gelişim sürecine ilişkin bir değerlendirme olduğunu belirten uzmanlar, “Kırık notların sorumluluğu sadece çocuğun değildir. Sorunların oluşması zaman alır, zayıf karneye kadar bu sinyalleri çocuk ve notları vermiştir” uyarısında bulundu. Uzmanlar, “Tatilde çocuğunuzu zorlamayın” hatırlatmasında da bulunuyor.



Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Aynur Sayım, yaklaşan sömestr tatili ile beraber öğrencilerin eğitime iki haftalık ara vereceklerini ve karnelerini alacaklarını hatırlattı.

Karne, duygusal ve sosyal gelişimin göstergesi

Karnenin çocuğun gelişim değerlendirmesi olduğunu belirten Sayım, “Genetik özellikler ve psikososyal etmenlerinin göstergesidir. Yarıyıl boyunca çocuğun öğrenme, duygusal ve sosyal gelişim ve uyumunun somut göstergesidir. Her çocuğun doğuştan getirdiği zeka, dikkat ve öğrenme kapasitesi gibi bir donanımı var” dedi.

Zayıf karnenin üç nedeni var!

Zayıf karne için üç nedenin bulunduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Aynur Sayım, bunları “Çocuğun kendisi kaynaklı nedenler, aile kaynaklı nedenler ve okul-çevre kaynaklı nedenler” olarak sıraladı.

Psikiyatrik rahatsızlıklar başarıyı etkiliyor

Akademik başarıyı etkileyen nedenlerden ilkinin çocuktan kaynaklı birtakım psikiyatrik rahatsızlıklar ve öğrenme kapasitesi olduğunu ifade eden Sayım, “Zeka engeli, zekanın sınırda veya yüksek olması, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), özel öğrenme güçlüğü, davranım bozukluğu, sosyal fobi, fiziksel engel gibi faktörler çocuğun akademik başarısını etkileyebilir” dedi.

Ailedeki sorunlar da başarıyı etkiliyor

Notların zayıf olmasında etkili olabilecek diğer faktörün aile kaynaklı nedenler olduğunu belirten Aynur Sayım, “Aile içi iletişim sorunları, boşanma, kayıp, travma, ailede süreğen hastalıklar, kardeş doğumu, kardeşle ilgili sorunlar, ev-şehir-okul değişimi ve iflas gibi durumlar çocuğun başarısını etkileyebilir” dedi.

Okul-aile işbirliğinin yeterince sağlanamaması etkili olabilir

Okul-çevre kaynaklı nedenlerin de zayıf karnenin nedenleri arasında olduğunu kaydeden Aynur Sayım, okul değişimi, çocuğun bireysel farklılığına yönelik rehberlik yapılamaması, okul-aile işbirliğinin yeterince sağlanamaması, öğretmen kaynaklı nedenler, travma yaşantısı gibi etkenlerin de okul başarısını etkilediğine dikkat çekti.

Karne yalnız çocuğun değil!

Bu nedenler dikkate alındığında başarısızlığın sadece çocuğa mal edilemeyeceğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Aynur Sayım, “Karne sadece çocuğun değil, karne hem çocuğun, hem ailenin, hem okulun değerlendirmesidir. Bu nedenle sorumluluk da sadece çocuğun değil, çocuk-aile ve okulun performansıdır” uyarısında bulundu.

Çocuk sinyal veriyor

Uzman Klinik Psikolog Aynur Sayım, “Sorunların oluşması zaman alır, zayıf karneye kadar bu sinyalleri çocuk ve notları vermiştir. Bu aşamaya gelmeden yardım alınması tercihimizdir. Fakat her zaman her şekilde bir çözüm vardır. Bir çocuk-ergen psikiyatristi ve çocuk-ergen alanında çalışan psikolog yardımı alınmalı ve bir program yapılmalıdır” diye konuştu.

Aileler hemen önlem almalı

Bu aşamada ailelere önemli görevler düştüğünü ifade eden Aynur Sayım, önerilerini şöyle sıraladı:

“Kırık notların sorumluluğu sadece çocuğun değildir.
Çocuğu kötü karneden dolayı cezalandırmak, yargılamak-kıyaslamak, sorunu çözmeyeceği gibi çözümü daha da zorlaştırır.
Bu durum, bir aile değerlendirmesini gerektirir.
Aile, okul ve öğretmenle işbirliği halinde olmalıdır.
Sorun varsa bir sene boyunca beklemek yanlış bir tutumdur, hemen önlem alınmalıdır.Bir çocuk-ergen psikiyatristinin değerlendirmesi gereklidir.
Çözüm gecikirse çocukta tabloya eşlik eden başka davranış sorunları ve psikiyatrik, psikolojik durumlar görülebilir. Depresyon, alt ıslatma, içe kapanım, agresivite, uyum sorunları, uyku-iştah sorunları ve okul reddi gibi.

Tatilde çocuğunuzu zorlamayın

Çocuğun zekası, dikkati değerlendirilmeli, kişilik analizi yapılmalı, aile tutumları incelenmelidir.
Çocuk, bir dönem boyunca başaramadığını iki haftalık tatilde başaramaz. Çocuğu zorlamamak, çözüme yönelik eyleme geçmek, en doğru yaklaşım olacaktır. Çocuktan tatilde sıkı çalışma programı uygulamasını beklememek ancak özel eğitimle desteklenmesi gereken bir durum varsa, bir eğitici rehberliğinde ek çalışma yapılması uygun olabilir.”

Bu sorunların çözümü için okulda neler yapılmalı?

Çocuğun akademik başarısızlığında okula da sorumluluklar düştüğünü belirten Aynur Sayım, şu tavsiyelerde bulundu:
“Çocuk-aile-okul işbirliğinin düzenli ve etkileşim halinde yapılması, ortak kararlar ve yaklaşım benimsenmeli.
Okul kaynaklı sorunlar var ise, idare ve rehber öğretmenle çalışılarak sorun çözülmeli.
Çocuk kaynaştırma öğrencisi ise (özel yaklaşım ve program gerektiren öğrenci) bireysel yapılan programla desteklenmeli ve takibi yapılmalıdır.
Öğretmenlere yönelik bilgilendirici seminer, eğitim programları zenginleştirilmelidir.”
Darüşşafaka okulları giriş sınav kayıtları başladı!

Darüşşafaka okulları giriş sınav kayıtları başladı!

Eğitim bir toplumun gelişim aynasıdır. Babası veya annesi hayatta olmayan, maddi olanakları yetersiz, başarılı çocuklara parasız ve yatılı eğitim fırsatı tanıyan Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nın 2018 yılı sınavı, 27 Mayıs 2018 Pazar günü saat 10.00'da Türkiye'nin 21 ilinde düzenlenecek. 2 Ocak 2018’de başlayan başvuru süreci 20 Mayıs 2018’e kadar devam edecek. Türkiye genelinde 10 bine yakın öğrencinin katılabileceği sınavda başarılı olan, mali durum araştırması ve sağlık kurulu kontrolünden geçen 120 öğrenci, ortaokuldan üniversiteye ücretsiz nitelikli eğitim alma hakkı elde edecek.



Türkiye'nin eğitim alanındaki ilk sivil toplum kuruluşu olan Darüşşafaka Cemiyeti, kurulduğu günden bu yana ‘Eğitimde Fırsat Eşitliği’ misyonuyla binlerce çocuğun hayatını değiştirmeye devam ediyor. Babası veya annesi hayatta olmayan, maddi olanakları yetersiz, başarılı çocuklara parasız, yatılı ve nitelikli eğitim fırsatı tanıyan Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nın 2018 yılı sınavı, 27 Mayıs 2018 Pazar günü saat 10.00'da Türkiye'nin 21 ilinde düzenlenecek.

HANGİ ŞEHİRLERDE DÜZENLENECEK?
Sınav; Adana, Ağrı, Ankara, Antalya, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Konya, Malatya, Mardin, Mersin, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Trabzon ve Van’da gerçekleştirilecek. Sınava Türkiye’nin her ilinden başvuru kabul edilecek; söz konusu 21 il dışından sınava katılacak öğrenciler ve velilerinin en yakın sınav merkezine gelmek için yapacakları ulaşım masrafı ise Darüşşafaka tarafından karşılanacak.

SON BAŞVURU TARİHİ 20 MAYIS
Sınava katılmak isteyen adayların başvuru evraklarının, Darüşşafaka Ortaokulu’na 20 Mayıs 2018 Pazar gününe kadar elden veya posta yoluyla ulaştırılması gerekiyor. Sınavda başarılı olan öğrenciler, mali durum araştırması ve sağlık kurulu kontrolünün ardından ortaokuldan üniversiteye kadar ücretsiz nitelikli eğitim alma hakkı elde edecek.

Sınava girecek öğrencilerde aranan koşullar
  • Babasının ve/veya annesinin hayatta olmaması
  • Ailesinin maddi durumunun iyi bir eğitim için yeterli olmaması
  • 2007 ya da sonraki yıllarda doğmuş olması (Yaş düzeltmesi geçersizdir.)
  • 2017-2018 Eğitim ve Öğretim Yılında ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi olması
  • Sağlık ve diğer yönlerden yatılı okula kabulünde sakınca bulunmaması
  • T.C. vatandaşı olması
Sınav başvurusu için gereken belgeler
  • Darüşşafaka Giriş Sınavı Başvuru Formu (darussafaka.org veya darussafaka.k12.tr sitesinden temin edilebilir.)
  • Adayın okumakta olduğu ilkokulun müdürlüğünden alınacak, “ilkokul 4. sınıf öğrencisi olduğunu gösterir imzalı ve mühürlü belge” (Okul karnesi kabul edilmez.)
  • Nüfus Cüzdanı fotokopisi
  • Vukuatlı Aile Nüfus Kaydı Örneği (Suret, fotokopi, muhtar belgesi, ölüm tutanağı kabul edilmez.)
  • Adayın 2 adet yeni çekilmiş vesikalık fotoğrafı

                                         Darüşşafaka
Türkiye’nin eğitim alanındaki ilk sivil toplum kuruluşu olan Darüşşafaka Cemiyeti, annesi veya babası hayatta olmayan, maddi olanakları yetersiz ve yetenekli öğrencilere kaliteli eğitim olanağı tanıyarak yaşamlarını değiştiriyor. “Eğitimde fırsat eşitliği” misyonuyla 1863 yılından bu yana çalışan Cemiyet, bugüne kadar binlerce çocuğun Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nda çağdaş koşullarda okumasını ve yükseköğrenimleri esnasında burs almalarını sağladı. Tarihi boyunca ülkenin gelişiminin bireylerin gelişmesine paralel olacağı ilkesi ile hareket eden ve “eğitimle değişen yaşamlar” misyonunu benimseyen Cemiyet, 10 yaşında ailelerinden emanet aldığı çocukların; Atatürk ilkelerine bağlı, yaşam boyu öğrenen, araştıran, sorgulayan, çağdaş, özgüvenli ve topluma karşı sorumlu bireyler olarak yetişmesini sağlıyor. Bugün Türkiye’nin dört bir yanından sınavla seçilen 958 öğrenci, İstanbul Maslak’taki Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nda 8 yıl boyunca tam burslu ve yatılı okuyor. Yabancı dil ağırlıklı kaliteli bir eğitim sürecinden geçen öğrenciler, sosyal ve kültürel anlamda da tam donanımlı bireyler olarak yetişiyor.

2015 yılında Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC) tarafından Özel Danışmanlık Statüsü’ne layık görülen Darüşşafaka Cemiyeti, yine Birleşmiş Milletler’in en büyük sosyal sorumluluk projelerinden biri olan UN Global Compact üyesidir. 2013 yılında kurumsal yönetim derecelendirme çalışması yaptırarak yönetiminin şeffaflığını, hesap verebilirliğini ve sürdürülebilirliğini belgeleyen ilk sivil toplum kuruluşu olan Darüşşafaka Cemiyeti, 2017 yılında notunu 9,43'e yükseltmiştir.